18 Aralık 2014 Perşembe

-27-

Asla gündüz yazamazdım, Kaldırımda çıplak yürüyormuş hissi verirdi bana. Ama gece öyle değildi. İstediğin gibi gizlenebilirdin. sözcüklerin arasına istediğini saklayabilirdin geceleri. Sıradan bir yazarın yirmi sayfada anlatamadığı duygu, gerçeklik ve tutkuyu bir kaç satırda halledebiliyordum geceleri. En nadir hissedilen duygularlaydı işim. Bir insanın, diğer bir insanda nadiren rastladığı duygular. Gerçeklik gibi, yaşam ya da tutku gibi. 
Bundan üç ya da dört ay önceydi. Barda sırtım sahneye dönük otururken, bir kadın şarkı arasında sahneye çıkıp, büyük ihtimalle birlikte olduğu adama '' seni seviyorum'' diye bağırmıştı. O gece sadece o an sahneye bakmıştım. Kadının gözlerini, vücut dilini, ses tonunun nasıl değiştiğini görmüştüm. Gerçekten seviyordu. 

İnsanlar nadir girebiliyorlardı bu duygunun içine. Yazarlar için durum oldukça zordu. Yazılan kitapların büyük çoğunluğu aşk üzerineydi zaten fakat aralarında başarılı olanların sayısı hissedilen gerçek sevginin sayısıyla aynıydı neredeyse. 
Modern toplumda, cebindeki söküğü dikecek bir kadın bulamazdın. İşe giderler, eve dönerler, biraz içki içip sohbet ederler, arada sevişirler ve bu döngü bir tuzağa düşene kadar devam eder. En azından hayatının bir kaç yılını çalan bir tuzak. Gerçeklikten uzak bir sevgi insanların hayatlarını cehenneme çevirebilirdi. 
Bu sahteliğin bir çok sebebi vardı. Güzellikti en başta gelen. Aslında güzellik diye bir şey yoktu. Özellikle insan yüzünde. Güzel gözler, iyi yerleşmiş ve kıvrımlı bir ağız, uzun saçlar, uyumlu bir burun. Genellemelerden oluşmuş bir tuzaktı bu. Gerçek güzellik tabi ki insanın içinde yatar. Davranışlarına, fikirlerine, ağzından çıkan sözlere, tepkilerine şekil verir gerçek güzellik. Eğer yazılacaksa, önce bu keşif tamamlanmalıdır. Gerçek güzelliğin tadına bakmadan yazılan her yazı, şiir, yapılan her beste sahtedir. En büyük yazarlara bakın. En iyi eserlerini en uç noktalarında yazmışlardır. En tutkulu sevişmelerinde, ya da kanserden ölmek üzereyken. 
Bir çok kadın harikulade bir yüzüm olduğunu söylemiştir. Halbuki benim yüzüme bakmak bir tas çorbaya bakmaktan farksızdı.





Yorum Gönder