14 Aralık 2014 Pazar

-23-

telefon çaldı, yatağın diğer ucundaydı telefon küçük bir yardımla aldım elime telefonu, arayan sevgilimdi,
Bana borçlusun, uzun telefon konuşmalarımızın faturası çok kabarık geldi dedi,
Defalarca, aramaması gerektiğini, her gün telefonda saatlerce konuşmanın önemli bir şey yoksa bi anlamı olmadığını anlatmıştım ona halbuki

-Faturalarını öderim, dedim.
- Hayır, dedi. Bana borçlusun, beni dinlemek zorundasın.
- müsait değilim, dedim. dinlemedi.

- Bir adamla tanıştım neredeyse 2 metre boyunda geniş omuzları var. Bana iyi davranıyor. sürekli memnun olacağım şeyler söylüyor. beni mutlu ediyor, dedi
-evet. dedim.
- dün gece evime çağırdım onu gelirken kaliteli şarap getirmiş, elinde çiçeklerle, neredeyse iki metre boyunda, dedi.
- evet, dedim tekrar.
-ilk kadehimizi içip dans ettik. sonra öpüştük uzun uzun, dedi.
-anlıyorum, dedim.
- bana ne kadar güzel olduğumu, gözlerimi, saçlarımı, dudaklarımı tenimi anlattı , ne kadar güzel olduğumu söyledi, dedi.
- ortalama bir erkek bunları bir çok kadına söyler dedim.
-bu öyle değil, beni çok seviyor dedi.
- evet dedim tekrar.
- deli gibi sevişmeye başladık, kocaman ellerini tenimde gezdirdi çok heycanlıydı, dedi.
- dinlemek zorundamıyım, dedim.
-borçlusun bana dedi,
- tamam dedim
- birlikte uyuduk, sabah uyandığımda bana kahve yaptı dedi.
-anlıyorum dedim tekrar.
- sana aşıktım ama geçti, o cılız bedenini, süslü laflarını istemiyorum artık, dedi
- tamam, dedim

telefonu kapatır kapatmaz tekrar çaldı;

- ayrıca sevişmekten anlamıyorsun, gece yatağa girdiğimizde bana yazdığın saçma hikayeleri okuyorsun, bana bir kere bile çiçek almadın, zenginde değilsin, dedi.
-değilim, dedim.

bu sefer telefonu ben kapattım ve sesini kıstım. kafamı kaldırıp, az önce telefonun sesine uyanan kadının omzundan öptüm ve telefonu yere bıraktım.
- kimdi arayan diye sordu,
yalan söylemeyi 23-24 yaşlarında bırakmıştım.
-sevgilimdi, dedim.
-bana tekrar hikaye okuyacakmısın? diye sordu.
-yazabildiğim sürece evet, dedim.
-harika gülüyorsun, yeni doğmuş bir bebeğin ilk gülümsemesi gibi, dedi.
bu sefer diğer omzundan öptüm, baya yol kat etmem gerekti ama başardım.
kalktım, üzerime bir şeyler giyip dolaptan bir şişe bira açtım. dört ya da beş yudumda yarılamıştım. şişeyi yatak odasına götürüp telefonun yanına bıraktım ve duşa girdim.

bazen hislerimizden emin olamayabiliriz, hatta sıklıkla bunu hissederiz. bazende çok güçlü bir duygu çıkarır bizi yolumuzdan, daha güzel bir şeylere tutunmamız için. şaşalı, süslü gösterişli harikulade şeylerde, kendimize yakışanı arıyoruz sürekli. doğal olana yönelmenin bizi kurtaracağını bildiğimiz halde.

kapıyı çaldı ve seslendi:

- sende fark ettiğim en güzel şey ne biliyor musun ? diye sordu
-nedir? dedim
-evinde televizyon olmayışı, dedi
-daha fazla zaman geçirmeliyiz o zaman, dedim.

banyonun kapısından, yatak odasındaki halının üzerinde sürekli ışığı yanıp sönen telefonu görebiliyordum. Bir bira daha açtım. Balkondan dışarıyı izledik uzun süre. İnsanların davranışlarına diyaloglar ürettik. Uzun süre gülüştük. Gökyüzü tertemizdi. Üzerime temiz bir şeyler geçirip dışarı çıktım.

Yorum Gönder