12 Şubat 2011 Cumartesi

gün batımı ile gün doğumu arasındaki kalın çizgi

şimdi biraz geçmişe gidelim;

çocukluğunuzda annenizin evden çıkarken size söylediği şu uyarıyı hatırlayın; '' hava kararmadan evde ol bak ortalık çok kötü!''
şimdilerde anlıyorum önemini,
hayatım boyunca hep gün batımında değilde, gün doğumunda eve giden insanlarla birlikte oldum. Ortalık çok kötüydü gerçekten ve kötü olması hoşlarına gidiyordu insanların. Bununla ilgisi varmı bilmiyorum ama insanlar arası ilişkilerde öyleydi. Sevgiler, aşklar, nefretler, sevinçler. Tersti. Mesela artık o çocukken, hoşlandığımız kızın elini tutma isteği, sabah o kızla uyandığımızda oluşuyordu. Ya da oluşmuyordu. İlk başta yaşamamız gereken şeyleri en sonda yaşamaya çalışıyorduk. Her şeyi tükettikten sonra.
Akşam hava karardığında evde olması gereken biriyle tanışmak istiyorum, gece dışarı çok nadir çıkan biriyle mesela. Elini tutmak istiyorum ilk.. Gün batımından sonra çok farklıdır çünkü. Geceyse eğer büyük ihtimalle deli gibi eğlenip içmişizdir. Ve yine hava karanlıkken sokaktayızdır muhtemelen.. Sabah hava aydınlanmaya başladığında da ya sarhoş ya da sarhoşluğun mahoşluğunda düzüşüyor oluyoruzdur.
Ne zaman bırakıcaz acaba insanlardan beslenmeyi.
Akşam namazında evdeyim artık. Kim ne derse desin. Akşam namazından sonrada evde olan arkadaşlarım olsun istiyorum.
Yorum Gönder