30 Eylül 2015 Çarşamba

eylül ayının bir salı akşamı



eylül ayının bir salı akşamıydı. Odamdaydım. Her zamankinden daha çok içmiş, sigaraları birbiri ardına yakarak, kadınları, kenti, işleri ve önümdeki yılları düşünmüştüm. Geleceğime baktığımda gördüklerim hiç iç açıcı değildi. İnsan düşmanı ya da kadın düşmanı değildim ama yalnız kalmayı seviyordum. Küçük bir odada içki ve sigara içerek yalnız olmak güzeldi. İyi eşlik etmişimdir kendime hep..

üç-dört gün yatakta kalırdım. Sonra kalkar, giyinir ve dışarı çıkardım. Pırıl pırıl bir güneş olurdu dışarıda, harikulade sesler. Güçlü hissederdim kendimi, şarj edilmiş bir akü gibi. Ama canımı sıkan ilk şey ne olurdu, biliyor musun? Kaldırımda gördüğüm ilk insan yüzü. Şarjımın yarısını kaybederdim o anda.


-ne düşünüyorum aslında biliyor musun ?

insan hegomanyası, narsistliği, egoistliği, bencilliği ve bir dolu önyargısı yüzünden, zaten ekmeği bölmeyi bilseydik hadi bırak ekmeği , düsünceleri , bildiklerimizi , mutluluklari ve gücü paylaşabilseydik devlet denen tanım ve harita uzerinde ki kalın çizgiler saçma salak ideolojik savaşlar bile olmazdı ama o zaman insan degil insanustu bir varlik olurduk var olur muyduk o bile meçhul..

-en iyisi dusunmemek, her dusunce digerine gebe.

takım elbiseli adamları, ince topuklu ayakkabılarıyla kaldırımda yürümeye çalışan kadınları ve aşırılığı sevmezdim. Kaldırımda oturan bir ayyaş ya da müziği son ses açmış dans ederken saçlarından yüzü görünmeyen bir kadın daha çok ilgimi çekerdi.

-popüleriteyi sevmiyorsun yani ?
-likörü seviyorum. kahve likörünü.

-ben gidiyim o zaman

-Aslında ölmüş olmalıydın da ölmeyi unutmuşsun gibi bir halin var. Senden öncekide  çekilmezdi ama en azından yaşıyordu. 


Yorum Gönder