9 Kasım 2010 Salı

- 7 -

-Hani marjinal olan bizdik!? Neden böyleyim şimdi. Hani hiç bir kadın bu kadar düşünülmeye, kafaya takılmaya değmezdi. Ruhları olmayan, bir kum çuvalından farksızdı çoğu hani!? Ne oldu da şimdi bu kadar değerli oldu bir kadın??
bir kadından ne beklersin ki? Biraz kahkaha, biraz samimiyet, biraz güzellik belki, biraz hırs ve biraz ateş. Hiç birinden yoktu onda. En fazlası vardı hepsinin ama hepside farklı zamanlarındı. Yolda yürürken çok neşeli, sevdiği insanı karşısına aldığında çok samimi, gözlerine baktığında insanın öylece çok ateşli ve ne zaman konuşmaya başlasa çok güzeldi.
Lahmacun yemeye karar verdik o gün. Yürümekten hoşlanırdık biz genelde. Çok fazlada alternatifimiz yoktu aslında. Arabam olsa dahi çoğu zaman yürürdüm herhalde. Bir kadını karşıma alıp, ona sevgilim olmasını söyleyemedim hiç. Benim tarzım değildi bu. Kabul edince ne diyecektim ki; Tamam sevgili olduk ve şimdi el ele tutuşalım akşamda düzüşürüz mü!? Heyecanı olmalıydı. Elini tutup tutmamak arasında gidip gelmeliydin. Belkide yıllarca bunun üzerinde düşünmeliydin ilk önce. O tadı tatmadıktan sonra o yorgun dudakların heyecanını bilemezdin. Elini tutmadan öpülen bütün dudaklar en fazla 2 hafta sonra başkasını öperdi zaten. Bu kaçınılmazdı ve hiç de iyi bir şey değildi. Bir kadının 2 hafta önce veya sonra başka bir adamı öpüyor olma düşüncesi yeterdi delirmem için. Çok az kadın için böyle düşünürdüm. Ve çok az kadını kıskanırdım bu yüzden. Lahmacunlarımız hazırdı. Acıkmıştık ve bulduğumuz ilk sakin araya girip oturduk. Neredeyse hiç konuşmadan yedik ve en uzun sohbetlerden daha lezzetliydi sokakta lahmacun yemek. Sigaramızı yakıp bekledik. Eve yakındık oldukça. Acelemiz de yoktu. Bir yere yetişme duygusundan nefret ederdim zaten. Bütün enerjimizi lahmacun yerken kullanmış olmalıydık ki kalkmak zor oldu. Yürüdük biraz daha. Beş duvar arasına mahkum değildik kesinlikle ama bugün evlerimizdi gideceğimiz son yer. Neredeyse 1 haftadır her günümüzü birlikte geçiriyorduk. Nedenini sormuyordum kimseye. Ağaç aralarında şarap içiyor, en ucuz barlara gidiyor ve yürüyorduk. İleride bu güzel zamanların hesabı sorulacaktır bize ve umarım bir cevabı vardır gözlerini kahverengi sandığım kadının.
Yorum Gönder